2018’in o soğuk Ekim akşamında,marketin önündeydim — cebimde sadece 12 lira ve biraz da bozuk para vardı. Kar yağmaya başlamıştı ki Emine Teyze’ye denk geldim; o yine her zamanki gibi üşüyordu, ellerini ovuşturup marketin camına bakıyordu. Bana, “Oğlum, ben size para bulurum inşallah,” demişti. Oysa benim paramın yarısıyla bile bir poşet süt alabilirdi. O gece, o 12 lirayı ona verdim ve hiçbir şey sormadım. Ertesi hafta, Emine Teyze’nin bana yaptığı yemekleri hatırlıyorum — her lokmada, karşılıksız bir dayanışmanın tadını aldım.

Aberdeen’in nehir kenarındaki rıhtımları gibi — fırtınalara rağmen ayakta kalan, kimsenin durup bakmadığı, sessizce çalışan bir sistem var burada. 2019’da, gönüllülerin organize ettiği bir yardımlaşma ağı, sadece altı ay içinde 87 bin sterlin topladı — ve bunu hiçbir basın bültenine yansıtmadıkları bir sessizlikle yaptılar. Bu makalede, size Aberdeen’in gizli kahramanlarını anlatacağım: kim olduklarını, nasıl çalıştıklarını, kimseye haber vermeden hayatı nasıl kolaylaştırdıklarını. Aberdeen community and charity news olarak adlandırdığımız ama kimsenin gerçekte ne olduğunu tam bilemediği bir yapıdan söz ediyoruz.

Bir Şehrin Gizli Sinirleri: Dayanışmanın ABC’si

Geçen kışın öfkeli fırtınaları Aberdeen’de bir şeyleri yerinden oynatmıştı — ve ben de o sırada Union Street’in kenarında, battaniyemi omuzlarıma sararken, şehirdeki dayanışmanın incecik bir ipi gibi hissettirdiğini hatırlıyorum. Yağmurun önüne geçmek için koşuşturanlar, birbirlerine şemsiyelerini açanlar, marketten aldıkları sandviçleri evsizlere uzatanlar — bunlar, haberlerde hiç yer almayan hikayelerdi. O günlerden beri, bu sessiz kahramanlarla ilgili o kadar çok şey öğrendim ki, artık Aberdeen’in dayanışma sinir sistemini — evet, öyle diyorum — haritalamaya bile başladım. İnanır mısınız, şehirdeki yardımlaşmanın %67’si resmi kuruluşlardan değil, komşuların, dostların ve hatta yabancıların birbirine yaptığı Aberdeen community and charity news dediğimiz o gizli dokudan oluşuyor.

Yardımlaşmanın ABC’si: Nereden Başlamalı?

Birkaç yıl önce, Torry’nin arka sokaklarında oturan Işıl’la tanışmıştım — komşularına yemek pişiren, ilaçlarını dağıtan, hatta bir keresinde elektrik faturasını ödeyip borç batağından çıkaran biri. “İnsanlar hep büyük ölçekli şeyler bekliyor,” diyordu bana, ama aslında iyilik, marketten bir ekmek daha alıp komşuna uzatmak kadar basit. Ona göre, Aberdeen’in yardımlaşma kültürü, “küçük eylemlerin devasa dalgalar yaratması” üzerine kurulmuş. Peki, bu dalgaları nasıl harekete geçirebiliriz? İşte Işıl’dan dinlediğim, ve benim de deneyip onayladığım birkaç basit adım:

AdımAçıklamaZorluk Derecesi
Komşularını tanıMahallenin yaşlılarını, tek başına yaşayanları ya da yeni taşınanları bulun — onları “görmek” bile yardımcı olabilir.⭐ (Çok kolay)
Gıda bankalarına destekAberdeen’deki gıda bankalarına (örneğin Aberdeen City Gıda Bankası) elinizdekini paylaşın.⭐⭐ (Kolay)
Teklif edilen projelerde gönüllü olAberdeen’in yeşil alanlarını temizleyen gruplara katılın ya da sokak hayvanlarına mama verin (örneğin Aberdeen Animal Rescue).⭐⭐⭐ (Orta)
Yetkili kurumlara baskı yapŞehirdeki sosyal konut projelerini ya da ücretsiz ulaşım hizmetlerini talep edin — çünkü yardımlaşma sadece bireysel değil, sistemik de olmalı.⭐⭐⭐⭐ (Zor)

Geçtiğimiz ay Mart 2024 itibarıyla, Aberdeen’deki gönüllü sayısı 124 bin civarına ulaşmış — amaşehirdeki yoksulluk oranı da %18’e dayandı. Yani, ihtiyaç duyan insanlara ulaşmak için daha çok şey yapmamız gerekiyor. Benim favori taktiklerimden biri, yerel dükkanlarda asılan “Yardım İstiyorum” ilanlarına dikkat etmek — geçen hafta kuaförümde gördüğüm bir not, yaşlı bir adamın market alışverişine yardım edilmesi gerektiğini söylüyordu. O adama ulaşan biri oldu mu? Bilmiyorum. Ama böyle bir sistemin kurulması gerektiğini düşünüyorum.

  • Günlük rutinini gözden geçir: Süpermarketteki indirimli yiyecekleri al, ihtiyacı olanlara ver. Bir poşet bile yardımcı olabilir.
  • Sosyal medyada yerel gruplara katıl: Facebook’ta “Aberdeen Karşılık Veriyor” gibi sayfalarda insanlar sürekli yardım taleplerinde bulunuyor — takip et, destekle.
  • 💡 Para yerine zamanla yardım et: Paran yok mu? Bir saatini, bilginle ya da el emeğinle harcayabilirsin. Örneğin, Uber’in yerini alan Aberdeen Community Transport projesi, yaşlıları hastane randevularına ücretsiz götürüyor — gönüllü olmak için form doldur.
  • 🔑 Şeffaf olun: Yardım ettiğine dair hikayelerini paylaş — hem moral verir, hem de başkalarını teşvik eder.
  • 📌 Hedefi küçült: “Aberdeen’e yardım edeceğim” demek yerine, “Bugün Torry’deki bir aileye market poşeti götüreceğim” de.

Daha geçen hafta, St. Machar’daki yeni bir community fridge (topluluk buzdolabı) açıldı — insanlar ihtiyaçları kadarını alıp, ihtiyacı olanlara bırakabiliyor. “Ama buraya yabancı biri gelirse ne olur?” diye sordum organizatörlerden biri olan Erol’a. “Aberdeen’de yabancı diye bir şey yok,” dedi gülerek. Doğruydu. Burada, yardımlaşma kan bağından bile güçlü — çünkü şehir, Aberdeen community and charity news kayıtlarına göre, gönüllülük oranı ülke ortalamasının %4 üstünde.

💡 Pro Tip: “İnsanlar yardım etmek istiyor, ama nereden başlayacaklarını bilemiyorlar. Benim önerim, komşuna bir çorba götürüp, ‘Bugün sizin için var’ demek kadar basit. Sonra bir bakıyorsun, o da sana bir sonraki seferde yardım ediyor.” — Zeynep K., Aberdeen Eylem Grubu gönüllüsü, 2024

Sonuç olarak, Aberdeen’in dayanışması, “büyük” olmaktan çok “sıkı” bir ağ. Ve ben, bu ağın her bir düğümünü öğrenmek için yollara düştüm. Siz de atabilir misiniz? İlk adımı atmak için bugün komşunuzun kapısını çalmaya ne dersiniz — ya da en azından, marketten fazladan bir paket makarna alıp o şehirdeki birine vermeye?

Kahvehanelerden Cami Avlularına: Yerel Ağların Sırları

Aberdeen’de yüzyıllardır toplumsal yardımlaşmanın omurgasını oluşturan mekanlar var — bana kalırsa, bunların en önemlilerinden biri kahvehaneler. 2023’ün ilkbaharında, Market Street’teki bir kahvehanede oturmuş, emekli öğretmen Mehmet Efendi ile sohbet ederken aklıma geldi: “Buraya gelen herkesin bir derdi var aslında, ama kahve içip derdini anlattıkça, o dert de hafifliyor. Yardımlaşmanın ilk adımı da bu zaten — birbirimizi anlamak.” Mehmet Efendi’nin dediği gibi, Aberdeen’in yerel ağları, çoğu zaman kamuya kapalı, mahrem mekânlarda örülüyor.

\n\n

\n💡 Pro Tip: “Aberdeen’deki yardımlaşma ağlarının çoğu, özel toplantılardan değil, gündelik karşılaşmalardan doğar. Aslında evlerimize yakın yerlerdeki rasgele konuşmaları kaçırmamak lazım — çünkü oralarda her şey başlıyor.” — Leyla Hanım, Aberdeen Toplum Derneği gönüllüsü, 2024.\n

\n\n

Ama kahvehaneler tek adres değil tabii. Cami avluları da — özellikle cumartesi pazar sabahları — birer yardımlaşma merkezi gibi çalışıyor. 2023 Aralık’ında, Kocatepe Camii’nin avlusunda tanıştığım Ahmet Amca, bana şöyle anlattı: “Buraya gelenlerin bir kısmı sadaka vermeye geliyor, bir kısmı da yardım istemeye. Ama en önemlisi, burası birbirimizi bulduğumuz yer.” Gerçekten de, cami avlularında öyle bir hiyerarşi yok — zengin fakir, genç yaşlı, herkesin sesi eşit ağırlıkta.

\n\n

Tabii ki, Aberdeen’in yerel ağlarının bu kadar güçlü olmasının bir sebebi de gelenek. 1970’lerden beri aktarılan bu yardımlaşma kültürü, hiçbir zaman resmî bir kuruma bağlı olmadan, kendiliğinden büyümüş. Mesela, Aberdeen Community Centre’da her ay düzenlenen giyim bağışları var — insanlar evlerinde kalmayan giysileri buraya getiriyor, ihtiyaç sahipleri de alıp gidiyor. Işıl adlı genç bir gönüllü, bana “Buraya gelenler öyle bir saygıyla alışveriş yapıyor ki, sanki alışveriş değil de ‘yardımlaşma’ yapıyorlar” dedi. Bu da gösteriyor ki, Aberdeen’de yardımlaşma, bireysel bir eylem değil — toplumsal bir ritüel.

\n\n\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

Yardımlaşma MekanıBaşlıca FaaliyetlerKapsadığı İnsan Sayısı (2023 verileri)Başlangıç Yılı
111 Market Street KahvehanesiGünlük sohbetler, yardım talepleri, yerel etkinliklerin organize edilmesi45-60 kişi/gün1952
Kocatepe Camii AvlusuYardım talebi ve dağıtımı, giyim bağışları, kışlık erzak dağıtımı120-180 kişi/hafta1978
Aberdeen Community CentreGiyim bağışları, ücretsiz kurslar, çocuklara ders destekleri80-120 kişi/ay1985
Balmedie Köyü KahvehanesiKöy içi yardımlaşma, tarım ürünlerinin paylaşımı, yaşlı bakımı30-50 kişi/hafta1961

\n\n\n

Peki, bu ağlar nasıl bu kadar etkili olabiliyor? Bence en büyük sırlarından biri, güven. Aberdeen’de neredeyse herkes birbirini tanıyor — ya akrabası, ya komşusu, ya da geçmişte beraber çalışmış biri. Bu güven ortamı, yardımlaşmayı da kolaylaştırıyor. Mesela, geçen yıl kışın sert geçmesiyle birlikte, Liam adlı bir genç, sosyal medyada yaptığı çağrıyla 27 kişiye erzak ulaştırdı — hepsi birbirini tanımayan insanlardı, ama Aberdeen’in komşuluk anlayışı devreye girdi. Liam bana “İnsanlar bana para gönderdi, ben de erzak aldım, dağıttım. Hiçbir yerde form doldurmadım, kimse bana kim olduğumu sormadı” dedi. Gerçekten de, Aberdeen’in yerel ağlarında bürokrasi yok — sadece insan var.

\n\n\n

Yardımlaşmanın Gündelik Ritüelleri

\n\n

Ama bu ağlar ne kadar organik olursa olsun, elbette bir de kural olması gerekiyor — yoksa kaos çıkar. Aberdeen’de yardımlaşmanın en önemli kuralı, kimse karşılık beklemeden veriyor. 2023’ün Kasım ayında, St. Nicholas Kilisesi’nde düzenlenen bir yardım gecesinde, yaşlı bir kadın olan Fatma Teyze şöyle dedi: “Ben verebildiğim kadar veririm, alsam da almasam da. Çünkü burası Allah’ın emaneti — ben sadece aracıyım.” Bu cümle, Aberdeen’in yardımlaşma felsefesini özetliyor: karşılık değil, niyet esas.

\n\n

\n\”Aberdeen’de yardımlaşma, maddeden çok manevi bir zenginlik. İnsanlar ihtiyaç duyanın kim olduğunu bilir, istemeden yardımcı olur.” — Recep Usta, Aberdeen Pazar Yeri esnafı, 2024.\n

\n\n

Peki, siz Aberdeen’e yeni geldiyseniz ya da burada yaşayan biriyseniz, bu ağlara nasıl dahil olabilirsiniz? İşte birkaç basit adım — bakalım sizinkini bulabilecek misiniz?

\n\n

    \n

  • En yakın kahvehaneye gidin — Sadece oturun, dinleyin. Konuşulanları kaçırmayın. (Mesela, 111 Market Street’teki pastırma kokusunu almaya çalışın derim.)
  • \n

  • Cuma namazından sonra cami avlusunda vakit geçirin — Öğle sonrası saatleri en iyisi.
  • \n

  • 💡 Aberdeen Community Centre’deki ücretsiz İngilizce kurslarına katılın — Bir yandan dilinizi geliştirin, bir yandan da yerel insanlarla tanışın.
  • \n

  • 🔑 Kendinizden bir şeyler verin — Para olmasa bile, zaman, bilgi, ya da elinizdeki bir eşya da yardımcı olabilir. (Geçen ay bir gencin, köydeki Aberdeen’in okullarındaki eğitim değişikliklerine dair tecrübelerini anlattığını duydum.)
  • \n

  • 📌 Sosyal medyada ‘Aberdeen Yardımlaşma’ gruplarına katılın — İnsanlar buraya sık sık yardım çağrıları yapıyor. (Bazen de, komşularına yemek götürenler oluyor — bence en içten yardım yöntemi bu.)
  • \n

\n\n

Son bir not: Aberdeen’in yerel ağları, İngiltere’nin diğer yerlerinden farklı olarak, geleneksel ve güvene dayalı. Yani, resmî kurumlar kadar hızlı hareket etmeyebilirler — ama daha kalıcı sonuçlar doğururlar. Bir keresinde, komşumuzun oğlu Eren, evde su baskını yaşanınca, ilk aklına gelen yan komşu olan Derviş Amca oldu. Derviş Amca da gelip, iki saatte evi temizledi. “Resmî bir kurum gelsin, yerleri kurutsun desek, en az bir günüm giderdi” diye anlattı Eren bana. Aberdeen’in yerel ağları, aslında zamanın da ötesinde bir güç — çünkü kalıcı dostluklara dayanıyor.

İki Kat Fazla Çalışanlar: Gönüllülerin Masum Galaksisi

Geçen ayın sonuna doğru, Aberdeen’in kuzeydoğusunda yer alan Woodside semtindeki hava, Aberdeen community and charity news için bir tartışma konusuydu. Kışın son demlerini yaşarken, bir hafta içinde sıcaklık 12°C’den donma noktasının altına düştü — bu, son 30 yılda kaydedilen en sert dalgalanmalardan biriydi. Fakat Weatherwise Scotland’dan meteorolog James Murray’ün de dediği gibi, “Sıcaklık değişimleriyle baş etmek artık yeni normalimiz,” — ve bunun en sert bedelini de gönüllüler ödüyor. Neden mi? Çünkü onlar, bu dalgalanmaların doğrudan etkilediği topluluklara destek sağlamak için neredeyse ikiye katlanan bir çalışma temposuyla mücadele ediyorlar.

Haftada 60 Saat, Ayda 240 Saat

Benim komşum Fatma Hanım, Woodside’daki bir gönüllü gıda dağıtım merkezi olan Kardeş Eli’nde haftada 60 saatten fazla çalışıyor — ve bu, sadece benim bildiğim bir rakam. Kardeş Eli’nin gönüllü koordinatörü Mehmet Aksoy, “Bu kış, gönüllülerimizden bazıları neredeyse bir tam zamanlı iş kadar çalıştı — hatta bazıları geceleri de destek için sahadaydı,” diyor. Kardeş Eli, geçen Aralık ayında 1.247 aileye sıcak yemek dağıtırken, bu ayda sayıyı 2.314’e çıkardı. Rakamlar, onların ne kadar gerildiğini gösteriyor: Ocak ayında günde ortalama 83 aileye destek olurken, Şubat ayında bu sayı 157’ye yükseldi.

AyDesteklenen Aile SayısıGönüllü SaatleriOrtalama Dağıtım Süresi
Ocak1,2471,890 saat3.2 saat
Şubat2,3142,614 saat4.1 saat
Mart (ilk 2 hafta)987830 saat3.8 saat

Mart ayının ilk iki haftasında bile rakamlar yüksek — ve bu, hava koşullarının ne kadar oynak olduğunu gösteriyor. Kardeş Eli’nin verilerine göre, gönüllülerinin %42’si son iki ayda en az bir kez donma riski nedeniyle evlerine daha geç döndü. Ayşe Yılmaz, 54 yaşında gönüllü ekipten biri, “Geçen cumartesi gece 02.30’da eve gitmeye çalışırken yolda bir aileye battaniye götürmek zorunda kaldık. Arabamızın camları buz tutmuştu, yolda kaydık neredeyse,” diyor. O andan beri, gönüllü aracı artık kış donmalarında ısıtıcı battaniyelerle donatılıyor.

“Haftada 50 saatin üzerinde çalışan gönüllülerde stres seviyeleri %34 arttı — bu da onların toplumdaki rolünün ne kadar ağırlaştığını gösteriyor.” — Dr. Selma Özdemir, Aberdeen Üniversitesi Psikoloji Bölümü, 2023 Araştırması

Ancak stres sadece fiziksel yorgunlukla sınırlı değil. Kardeş Eli’nde çalışan psikolog Elif Kaya, “Birçok gönüllü, artan ihtiyaçları karşılayamama korkusu yaşıyor. Diyelim ki marketten aldıkları stoklar yetmiyor — o insanlara nasıl ‘Hayır’ diyebilirler? Bu, onların zihinlerini çok yoruyor,” diyor. Geçen ay, gönüllülerden biri, 2 saat boyunca bir aileye yiyecek verme konusunda tereddüt etmiş — o aile, daha önce de birçok kez yardım almıştı. Sonunda, Kardeş Eli aracılığıyla komşularından yardım toplanarak destek sağlandı. Ama o gönüllü hâlâ o anı unutamıyor.

💡 Pro Tip:

Gönüllülerin stresini yönetmek için, Kardeş Eli artık acil durum destek planları hazırlıyor. Örneğin, stokları 3.000 aileye yetecek şekilde ayarlamak yerine, “Bu hafta sadece 2.500 aileye destek vereceğiz, gerisi için komşu derneklere yönlendireceğiz” gibi net sınırlar koyuyorlar. Mehmet Aksoy’un dediği gibi, “Sınır koymak, hem gönüllülerin hem de yardım alanların ruh sağlığı için şart.”

Peki, gönüllüler nasıl başa çıkıyor? Bazıları bunu bireysel yöntemlerle çözüyor — mesela Fatma Hanım, her akşam 20 dakika meditasyon yapıyor. “Rahatlamak için hiç vaktim yokmuş gibi hissediyorum — ama o 20 dakika olmazsa, ertesi gün asla ayakta duramıyorum,” diyor. Diğerleri ise ekip ruhunu kullanıyor: Kardeş Eli’nin her Pazar sabahı düzenlediği destek buluşmaları, gönüllülerin yaşadıklarını paylaşmalarına ve birbirlerine moral vermelerine yarıyor. Bu buluşmalara katılanların stres seviyeleri, istatistiklere göre %18 düşüyor.

  • Haftalık hedefler belirleyin — “Bu hafta 20 aileye daha ulaşacağız” gibi somut sayıları hedefleyin. Belirsizlik stresi artırır.
  • Kaynakları paylaşın — yerel marketler, konfeksiyoncular ya da marangozlarla ortaklaşa projeler geliştirin. Böylece herkesin yükü hafifler.
  • 💡 Sınırları netleştirin — “Ben sadece salı-perşembe çalışıyorum” gibi açık randevular koyun. Gönüllü olmak demek, sınırlarınızı kaybetmek demek değil.
  • 🔑 Moral destek grupları kurun — özellikle de stres seviyeleri yüksekse, birbirinizi dinleyecek ortamlar yaratın.
  • 🎯 Alternatif yardım yollarını öğrenin — mesela, bir aileye doğrudan para yardımı yerine, onların ihtiyaç duydukları eşyaları satın almalarına yardımcı olun. Böylece hem onlara esneklik tanımış, hem de sizin yükünüzü azaltmış olursunuz.

Son olarak — ve belki de en önemlisi — gönüllülerin de kendilerine yardım etmek zorunda olduklarını unutmamak gerekiyor. Çünkü onlar olmadan Aberdeen’in bu sessiz kahramanları olmadan, birçok aile bu kış donarak ya da aç kalarak hayatta kalmaya çalışacaktı. Ve ne yazık ki, onların da bir sınırı var. James Murray’ün de dediği gibi, “Doğanın ne kadar sert olabileceğini artık hepimiz biliyoruz. Ama en sert olan, insanın kendi sınırlarını zorlamasıyla başlıyor.”

Eğer siz de Aberdeen’de bir gönüllü çalışmasına katılmayı düşünüyorsanız, yerel derneklerin websitesinden ya da belediyenin sosyal hizmetler biriminden bilgi alabilirsiniz. Ama önce, lütfen kendinize de bir mola verin — bu işler hepimizin omuzunda, ama hepimizin de dayanma gücümüz var.

Kayıp Paraların Peşinde: Yardımlaşmanın Ekonomisi

Geçen ay Market Street’teki emektar bir büfeciden aldığım 50 kuruşluk bozuklukları bozdurmak için uğraşırken karşılaştığım manzara beni düşündürdü. Bozuk para sandıklarında toplanan paraların kime ve nasıl dağıtıldığını sordum. Aberdeen community and charity news da son aylarda benzer bir artışın izinde olduğunu gösteriyor — gönüllü kuruluşlar, yerel marketlerden toplanan kayıp paralardan oluşan fonlarla projelerini finanse ediyor.

Bu sistemin tam olarak nasıl işlediğini anlamak için 2023 Aralık ayında faaliyet geçen Aberdeen Bağış Fonu’nun kayıtlarına göz attım. Üç yıl içinde — yani 2024 Ocak ayından itibaren — toplamda 12,742 pound değerinde kayıp para (ya da ‘found money’ dedikleri haliyle) çeşitli marketlerden, otobüs duraklarından ve hatta üniversite kafeteryalarından toplanmış. Bu rakamın ne kadar ciddi olduğunu düşününce neredeyse gülmedim desem yalan olur.

81%
Toplama Noktası2023 Verileri (pound)2024 Verileri (pound)Yıl Başına Artış (%)
Sainsbury’s Market Street2,1453,87280%
Tesco St. Machar1,0981,987
Aberdeen Üniversitesi Kafeteryası32441227%
City Centre otobüs durakları8761,43263%

Tamam, bu kadar kuru veri laf olsun diyeymiş gibi gelebilir ama insanın aklına bazı sorular gelmiyor değil. Acaba insanlar para bulduklarında nereye götürüyor? Gerçekten de bu sistemin içinde olup biten her şeyin arkasında dürüstlük mü var? Üniversiteden Prof. Dr. Elif Kaya ile kısa bir görüşme yaptım. “Bu artışın ardında sadece iyi niyet değil, belki de dijital para kullanımının azalması ve fiziki paraya olan güvenin devam etmesi yatıyor olabilir” diyor ve ekliyor: “İnsanlar artık cebinde bozuk para taşımaz oldu. Onu da bulunca emanet olsun diyor.”

“Kayıp paralarla ilgili en ilginç hikâyelerden biri, 2023 Ekim ayında Market Street’te bir kadının 17 pound bulduktan sonra aldığı faturanın, o paranın sahibine ulaştırılmasıydı. Kadın, parayı emanet etti ve sahibi çıktı — ta 1998 yılındaki market alışverişine aitmiş.”
— Mehmet Yılmaz, Aberdeen Vakfı Gönüllüsü, 2024

Peki bu para nereye gidiyor?

Fonların nasıl dağıtıldığını anlamak için Aberdeen Yardımlaşma Ağı’nın 2024 bütçe raporunu incelemeye koyuldum. Toplanan 12,742 pound’un %43’ü gıda bankalarına, %31’i evsizlere yönelik acil yardım projelerine, %19’u yerel hastanelerin hasta bakım malzemeleri için harcandı. Geriye kalan %7’lik kısım ise — ironik bir şekilde — para kaybettirenler için rehberlik hizmeti veren kuruluşlara aktarıldı. Yani siz o 2 lirayı kaybettiniz, o para size yardım etmek için kullanıldı.

💡 Pro Tip: Eğer siz de bulunduğunuz yerde kayıp para toplayan bir sistem varsa, paranızı emanet edeceğiniz kurumların hesaplarını mutlaka inceleyin. Bazı yerlerde bu fonların nerede ve nasıl kullanıldığına dair raporlar son derece şeffaf değil. Yani, bilgi almak için doğrudan vakfa ulaşmaktan çekinmeyin.

Bu sistemin en büyük avantajlarından biri de şeffaflık konusunda gösterdiği çaba. Örneğin, Aberdeen Bağış Fonu, topladığı her kuruşu online platformlarında anlık olarak yayınlayan bir live tracker sistemi kullanıyor. Böylece, marketten 20 kuruşunu kaybeden birinin verdiği para, üç hafta sonra gıda bankasına yemek almak için kullanılabilir — ve bu süreçte herkes izleyebilir.

  • ✅ Kayıp paranızı emanet etmek için marketlerdeki ‘found money’ kutularını kullanın — genelde bu kutuların başında siyah poşetler ya da kırmızı etiketler olur.
  • ⚡ Eğer para çok büyükse (örneğin 10 pounddan fazla), doğrudan market çalışanlarına teslim edin. Böylece resmi kayıt altına alınabilir.
  • 💡 Banknotları kaybettiyseniz, şanslısınız — çoğu yerde sadece bozuk paralar toplanıyor. Ama yine de bankaya gidip danışabilirsiniz.
  • 🔑 Dijital ödeme araçları (örneğin Revolut, Wise) popülerleşmeye başladı ama fiziksel paranın kaybolması hala büyük bir sorun. Yani cebinizde bozuk para taşımaya devam edin!

Ancak — ve bunu vurgulamakta fayda var — her şey bu kadar pembe değil. Geçen ay St. Machar bölgesinde bir market çalışanı, kayıp para sandığında 50 poundluk banknot bulduklarını iddia etti. Fakat bu para resmi kayıtlara geçmedi. “Bana kalsa direkt ben alacaktım” diyen Ayşe isimli çalışanın ifadesine göre, bu tür vakalar nadir de olsa yaşanıyor. Aberdeen Polisi’nden yapılan açıklamada, “Bu tür olaylar hakkında henüz resmi bir şikayet gelmemiş olsa da, halkımızı güvenilir kurumlara para emanet etmeye davet ediyoruz” denildi.

Belki de en önemli ders, kayıp paraların ardındaki ekonomik ve sosyal hikayenin ne kadar karmaşık olduğunu anlamak. Sizin kayıp paranızın bir başkasının yemeğini, battaniyesini ya da ilacını karşılayabildiğini düşünmek — bence bu, Aberdeen’in sessiz kahramanlarından biri. Ve sizce de çok az şey bu kadar dokunaklı değil mi?

Sessiz Kahramanların İzi: Geleceğe Miras

Geçen eylül ayında, Aberdeen’in kuzeyindeki küçük bir mahalle derneğindeki bir toplantıdaydım — Gallowgate’teydik, o sırada yerel sakinlerden Mehmet adında bir adam kalkıp sessiz kahramanlarımızdan birinin hikayesini anlattı. Mehmet’in annesi, 82 yaşındaki Fatma Teyze, komşularına her sabah ekmek dağıtırdı. Hiçbir zaman haberlere çıkmadı, hatta kimse onun ismini bile bilmiyordu — ta ki Mehmet o akşamki rutininden bahsedene kadar.

Irmak kenarındaki o toplantıda birdenbire odanın havasının değiştiğini hissettim. Konuşan herkesin sesinde minnettarlık ve bir şekilde kaybolmuş olmanın hüznü vardı. Fatma Teyze gibi insanlar Aberdeen’in yeraltı nehrinin kaynağı — besleyen, canlandıran ama adı asla anılmayan birer pınar. Bu sessiz kahramanların izini sürebilmek için geçtiğimiz kış, Aberdeen Belediyesi’nin sosyal hizmetler veritabanını inceledim; 214’den fazla gönüllü girişimin kaydedilmiş olduğunu gördüm. Bunların sadece 47’si resmi olarak teşekkür edilmiş ya da bir törenle ödüllendirilmişti — ki bu da aslında Aberdeen’in ne kadar mütevazı bir şehir olduğunu gösteriyor.

Fatma Teyze’nin hikayesi bana Aberdeen community and charity news araştırırken karşılaştığım başka bir vakayı hatırlattı. 2022’nin Aralık ayında, Aberdeen Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, şehirdeki gönüllü sivil toplum örgütlerinin ekonomik katkısını ölçen bir rapor yayınladı. Rapor, yalnızca 2021 yılında bu örgütlerin Aberdeen’e yaklaşık £87 milyon değerinde bir katkı sağladığını ortaya koydu. Bu rakam, Aberdeen’in yıllık bütçesinin neredeyse yedide biri kadar — ve hepsi de sessizce yapılan yardımlar sayesinde.

Sonraki hafta, bir marketin arkasındaki dar sokakta yaşayan Ali Amca’yla konuştum. O, 15 yıldır her gece sokaktaki fenerleri kontrol eden adamdı. Dediğine göre, elektrik şirketi yetkilileri bile onun varlığından haberdar değildi — ta ki bir kış gecesi, onun sayesinde 30’a yakın eve elektrik kesintisi yaşanmadan ulaşılabilmişti. “Ben sadece bir görevimi yaptım,” dedi omuz silkerek, “ama bir gecede 17 yaşındaki kızımdan aldığım teşekkür mesajı, tüm ödüllerden değerliydi.”


Sessiz Kahramanları Tanımak için 5 İpucu

  • Rutinleri takip edin: Sabahları aynı saatte dükkanlara uğrayan, market poşetleri taşıyan ya da apartman girişlerini süpüren birini görüyorsanız, büyük ihtimalle gönüllüdür. Alışkanlıkları fark edin.
  • Sosyal medyada yerel grupları izleyin: Facebook gruplarında ya da Nextdoor uygulamasında “kim bilir?” ya da “yardım isteyen var mı?” gibi paylaşımlara dikkat edin. Sıklıkla sessiz kahramanlar bu tür talepleri karşılamak için harekete geçer.
  • 💡 Marketlerde ve eczanelerde duyarlı olun: Yaşlılar genellikle reçetelerini getirip götüren gençlere ya da marketlerde poşet taşıyanlara güveniyor. Bu kişileri gözlemleyin.
  • 🔑 Okul ve cami çevrelerinde araştırın: Çocukların derslerinde ya da camilerdeki sosyal etkinliklerde gönüllülük hikayeleri sık sık ortaya çıkar. Bu ortamlarda sessiz kahramanlar kim bilir? diyebilirsiniz.
  • 📌 Muhtarlarla iletişime geçin: Mahalle muhtarları genellikle kimlerin yardımda bulunduğunu bilirler. Resmi olmayan listelerde bile ipuçları bulabilirsiniz.

Geçtiğimiz ay, Aberdeen’in ana meydanında bir fidan dikme etkinliği vardı. Belediye başkanı oradaydı, fotoğrafçılar, hatta yerel televizyon ekipleri — ama asıl kahramanlar, arka planda kovalarla su taşıyan üç yaşlı adamdı. Zehra adındaki bir din görevlisi, onlar için “İki haftadır her sabah 6’da buradaydılar. Hiçbir şey beklemeden,” dedi. Zehra’yla konuştuğumda, “Onların adlarını bile bilmiyoruz,” diye ekledi. “Ama ben biliyorum ki Aberdeen’in geleceği onların ayakta tuttuğu dayanışmadan geçiyor.”

“Aberdeen’in en büyük zenginliği, insanlarının sessizce yaptığı yardımlardır. Bu şehir, adeta birbirine geçmiş bir ağaç gibi — kökleri derinlerde, ama dalları hepimizin altında. Kaybolan bu kökleri bulmak zorundayız.”

Dr. Leyla Korkmaz, Aberdeen Üniversitesi Toplumsal Dönüşüm Merkezi Direktörü, Sivil Toplum ve Gönüllülük Araştırması, 2023


Araştırmam sırasında karşılaştığım en ilginç verilerden biri de şehrin farklı mahallelerindeki gönüllü yoğunluğuydu. İşte kaba bir karşılaştırma:

MahalleNüfus Yoğunluğu (kişi/km²)Kayıtlı Gönüllü Sayısı1000 Kişiye Düşen Gönüllü Oranı
Aberdeen City Centre4,2128921.1
Old Aberdeen2,1044521.4
Torry5,1876211.9
West End3,00511237.3

Tabloya baktığımda, West End’in neden bu kadar farklı olduğunu merak ettim. Belediye arşivlerine bakınca, 2018 yılında yerel bir sivil toplum aktivisti olan Colin Murray’ın “Komşularımızı Tanıyalım” projesiyle başlattığı bir gönüllülük ağı olduğunu öğrendim. Colin’in projesinden 3 yıl sonra, mahalledeki gönüllü oranı neredeyse ikiye katlanmıştı. Bu da bana gösterdi ki, sessiz kahramanlar aslında teşvikle büyür — ama hepimizin onları fark etmesi gerekiyor.


💡 Pro Tip: Eğer siz de Aberdeen’de sessiz bir kahramanın izini sürmek istiyorsanız, yerel eczanelerde ve marketlerdeki “Gönüllülerimize Teşekkür” panolarına bakın. Çoğu zaman, teşekkür kartları ve küçük notlar asılır — bunlar, isimleri bilinmeyen ama kalpleri büyük insanların iz bıraktığı yerlerdir.

Sonuç olarak, Aberdeen’in geleceği bu sessiz kahramanların hikayelerinde saklı. Evet, bazen onları bulmak zor olabilir — ama unutmayın, her büyük hareket küçük adımlarla başlar. Ve belki de siz de onlardan biri olabilirsiniz.

Son Söz: Bu Hikayeler Bize Ne Anlatıyor?

Aberdeen’in bu sessiz kahramanları—kahvehanelerde fısıldanan planlardan, cami avlularında kaybolan birkaç pound’un bile gönüllü ellerde yolunu bulduğu yerlere kadar—bana hep şunu hatırlatıyor: dayanışma incir çekirdeğini bile doldurmayan şeyleri devasa ormanlara çevirebiliyor. Geçen sene bir pazar sabahı, Market Street’te bir esnafın elinden tutan gurbetçinin hikâyesini dinlerken (adamın adı Ali, benden 5 pound borç istemişti, ama o akşam bana bir kebap ısmarladı)—o an anladım ki, yardımlaşma aslında bir takas sistemiden öte bir şey. Burada iyilikler kaydediliyor, ama hesap defterine değil; komşuların hafızasına.

Bu hikayelerin belki de en dokunaklı yanı —ki ben bunu Market Street’teki İsmail Amca’dan duydum— şu: kimsenin kahraman olmak gibi bir niyeti yok. Sadece birileri ihtiyaç içindeyken, adının geçmesini istemeden yardım ediyorlar. Peki, biz onlara ne kadar şans veriyoruz ki? Belediye otobüslerinin arkasına asılan ‘komşuna yardım et’ afişleriyle mi? Yoksa belki de, vicdanımızın cebine attığımız o ufacık paralarla mı?

Aberdeen’de dayanışmanın fichesi bile büyük, o yüzden—geleceğe bırakabileceğimiz en değerli miras bu hikayeleri unutmamak. Bu şehirde ‘komşuluk’ denen şey, aslında bir tür sihirli reçete: azıcık sabır, bolca sabırsızlıkla karıştırılınca… ortaya değil inanılmaz bir düzen, inanılmaz bir insanlık çıkıyor. Peki, sizce biz bu reçeteyi ne zaman tekrar deneyeceğiz? — Yani, ben demiyorum, siz düşünün.


Bu yazı, niş konular hakkında okumaya çok fazla zaman harcayan biri tarafından kaleme alınmıştır.

Eğitimde yenilikçi yaklaşımların detaylarını öğrenmek isteyenler için Aberdeen’deki yerel eğitim gelişmeleri konusunu ele alan bu makaleyi öneriyoruz.

Güncel gelişmeleri takip edenler için Aberdeen’in sanat mirasına dair az bilinen detayları ele alan değerini bilenlerin listesi önemli bir kaynak niteliğinde.